Haksızlığa Uğradım

Haksızlığa uğradığınızda nasıl davranırsınız?

Hakkını arayanlardan mısınız, yoksa aramayanlardan mısınız?

Hakkınızı ararken sınır bilir misiniz? Amacınız karşınızdakini yok etmek midir? İntikam mıdır? Yoksa sadece hakkınız olanı almak mıdır. Etik misiniz? Legal olarak elinizden geleni yapar mısınız? Gerekli adımları attıktan, işlemleri yaptıktan sonra sonucu kontrol edemeyeceğinizi bilip arkanıza yaslanıp Evrene, yaşama akışa bırakır mısınız kendinizi?

Yoksa hakkınız aramayanlardan mısınız? Acaba çekindiğiniz, meydan okumaktan utandığınız için, daha denemeden vazgeçenlerden misiniz? Yoksa gerçekten tüm yaşananların Tanrı’dan geldiğine tüm hücrelerinizle inanıp karmanızın temizlendiğine mi inanırsınız? Gerçekten inanır mısınız yoksa kendinizi mi kandırırsınız?

Hep okuyoruz, yazıyoruz evet herbirimiz sevgide buluşmalıyız, her geleni kabul etmeliyiz. Ancak yaşamda bazı lokmaları yutmak çok zor gelir.  Bu durumlarda karakteriniz sizin nasıl bir yol alacağınız belirler.

Ancak hangi yolu seçersek seçelim niyetimiz intikam olmamalı. Niyeti değiştirmeliyiz öğrenmeye ve kendimizi geliştirmeye… İntikamla alınan yollarda istenen sonuca ulaşılsa bile, bu duygu kişiyi içinden tahrip edecektir, haklı bile olsa intikamla yanan kişi kayanğından uzaklaşabilecektir.

Her ne kadar zor olsa da inanmak, hatırlamalıyız ki aslında hiç bir şey bizim değil. Bir günde herşey benim olduğu gibi bir gün de herşey yok olabilir…Ülkeler çöküyor insanlar ellerindeki herşeyi kaybediyorlar… Nefret, intikam yaramıyor.  Süreçte blokaj yaratıyor.

Ancak içimizde niyetimizde bize haksızlık yapanı evrene teslim ettiğimizde ve kendi içimizde o ‘herşeyi yaptım artık Tanrı’m gerisi senin elinde’ moduna girdiğimizde önümüze bambaşka yollar açılıyor, eski  tıkanıklıklar yok oluyor…

Tabii ki kolay değil. Ama o kadar maddeye bağlıyız ki, hakkımızı sonuna kadar aramaya o kadar alışığız ki, bırakmak ne demek bilmiyoruz. Tanrı’ya yeterince güvenmiyoruz. Büyük tabloda yine ufak bir kesit görüyoruz ve yaşamı, karşımızdakini yargılıyoruz…

Biraz biraz kutumuzdan çıkalım. Kabbalah – yaşam gerçeğini herşey iyi giderken kabul etmek çok kolay… Hayatımızda herşey istediğimiz gibi giderken Tanrı ile ilişkimizin iyi olması çok normal… Bizi zorlayan bir durumla karşılaştığımız zamanlar için kuvvetli olmalıyız. Tanrı hep orda. Onun ışığı hep orda. Biz kendimizi çekmemeliyiz, geleni yaşamalıyız. Tabii ki hakkımızın arkasından gitmeliyiz. Ama niyetimiz çok önemli ve sınırlarımızı bilip gerisini Tanrı’ya bırakmak çok önemli…

Herkesin yaşam dersi ayrı yaşamda… hakkını aramaya çekinen yüzleşmekten çekiniyorsa, o noktada çalışmalı, intikamla yanan kişi kendi duygularını kontrol etmeyi öğrenmeli, sert kişi yumuşamalı, dışından yumuşak görünüp içinden karşısındakini hergün döven kişi kendini dengelemeli…

Her birimiz kendimize özeliz. Her ne kadar benzeşsek de hiç birimiz aynı değiliz. Herbirimizin yolculuğu ayrı, deneyimi ayrı…

Biz biz olalım sevgiden ayrılmayalım… Herşeyin başı da sonu da niyette… Hep Evrenle bağlantılı bir yaşam olsun hepimize…