Kurban Olmak İstemiyorum

Kurban olmaktan çıkmaya karar verdim

Farkettim ki hepimiz bir şekilde kurban olmayi seçiyoruz. Anlamaya çalışıyorum neden kurban olmaktan vazgeçemediğimizi, neden hala başkalarını suçladığımızı, hatta yaşamı suçladığımızı…

Silkinemiyoruz bir türlü zavallı rolümüzden, kendimize acımaktan…

Yaşam istediğimiz gibi akarken biz de çok iyiyiz. Mutluyuz, herkesle geçiniyoruz, Tanrı ile aramız çok iyi. Enerjimiz pozitifte, şükredebiliyoruz.

Ya işler istediğimiz gibi gitmediğinde? Kaçımız mutlulukta kalabiliyor ve Tanrıi’ya tam güvenden dolayı sağlam durabiliyoruz? Tatsız bir haber aldığımızda, işler istediğimiz gibi gitmediğinde, aksi biri ile karşılaştığımızda, trafik cezası yediğimizde, işlerimiz bozulduğunda, arkadaşlarımız bizi aramayı unuttuğunda ya da birinden istediğimiz yardımı alamadığımızda ve de bunun gibi sonsuz durumlarda sağlam durabiliyor muyuz? Maalesef bu anlarda çoğumuzun Tanrıyla/Evrenle ilişkisi bozuluyor… Bozuluyor çünkü duruma kızıyor, karşı tarafta suç buluyoruz… Hatta bazen hava durumunu bile suçlayacak kadar ileri gidiyoruz. Tam çıkacakken başlayan yağmur bile kendimizi kurban etmeye yetiveriyor zaman zaman…

Düşünüyorum da, ya bizler kurban kalmayı seviyoruz ya da bu durumumuzdan çıkabilmek için gerekli değişimi yapmak için gereken emeği vermekten kaçınıyoruz… Hem kendimize acıyoruz hem de etrafımızdakilerin acıma duygusuna sığınıyoruz, sanki başkaları bizi kendi senaryomuzdan koruyabilecekmiş gibi….

Bu kurban durumunda silkinme zamanı gelmedi mi?

Her an hatırlamamız gerekiyor ki herbirimiz muazzam bir planın parçasıyız… Her birimiz gelirken bir planla geliyoruz ve planımızdakiler gerçekleşene kadar kadar  kendimize senaryolar yaratıyoruz… Tabii ki hiçbirşeyi hatırlamadığımız için tatsız senaryoları kendimizin yarattığına da inanmıyoruz ve anında kurban rolüne bürünüyoruz…

Neden biliyor musunuz? Çünkü böylesi ciddi yaşam sorumluluğu almak istemiyoruz… Bu durumdan ne öğreneblirim diye sormak istemiyoruz, o bana bunu yaptı ben kurbanım diye düşünmeyi tercih ediyoruz… Ve hiçbirşeyin değişmeyeceğini düşünüyoruz çünkü mantık öyle diyor…

Aslında değişim mümkün ve yaşamdaki gerçek amacımız…

Ancak önce kendimiz değişmeliyiz… Peki nasıl?

Değişim emek gerektirir.

Sorumluluk almayı gerektirir.

Her yaşadığımız olayda karşımdakini veya yaşamı suçlamayı bırakmak anlamına gelir.

Kendimizi yapmış olduğumuz hatalar için affetmeyi gerektirir.

Tüm yaşadıklarımızdan öğrenip aynı hataya düşmemeyi gerektirir.

Kendimize ve insanlara nazik ve anlayışlı olmayı gerektirir.

 

Yaşam sadece benim için. Ben ne yaparsam bana dönecektir. Karşıma cıkanlar benim bir aynamdır. Kendimdekini görene kadar o ayna daha da yakınlaşacaktır, yani görüntüm büyüyecektir… Eğer nazik bir insan değilsem, ters insanlar çıkacaktır karşıma… Ben kendi aksiliğimi görmedikçe daha da tersleşecektir karşıma çıkanlar…Ben ise kendimi kurban edebilir, diyebilirim ki, hep karşıma ters insanlar çıkıyor… Veya aynaya iyice bakıp kendi aksiliğimi görürüm… Gördüğüm anda kendi negatifimi ve negatifimi dönüştürmeye niyet ettiğimde Evrenden bana yardım enerjisi gelir… Ben bu enerjiyi akıllı kullanarak devam etmeliyim yaşamıma, mutlu olmaya ve şükretmeye… Muhteşem düzendeki amacıma doğru ilerlemeye başlarım, kendi negatiflerimi pozitife dönüştürerek hem kendi enerjimi hem de etrafımdakilerin enerjilerini yükseltirim…

Bunun ödülü nedir? İşte en güzeli de bu… Mutluluk, değişim, planın bir parçası olup evrenin enerjisinin yükselmesine katkıda bulunup, amacımızı gerçekleştirmeye başlamanın sonsuz hazzı…