Parayı Kovalamayın

Para onu kovalamayanı seviyor sanki… Üstüne düşenden, onu sürekli düşünerek endişelenenden kaçıyor sanki… Rahat olan ise parayı mıknatıs gibi çekiyor adeta…

Para da aynı her şey gibi enerji aslında. Ama bizi yaşamda en çok zorlayan enerji türünden biri…..  Üstüne düştükçe kaçıyor, adeta kovalamaca oynuyor. Aramaktan, üstüne düşmekten vazgeçince, teslim olunca bir bakıyoruz para ayağımıza gelmiş.

Öyle çok zengin olmaktan, varlıklı olmaktan bahsetmiyorum… Elimizde yapmak istediklerimize o gün yetecek kadar para olmasından bahsediyorum.

Para peşinde koşmaktan,  çoğumuz hayallerimizden vazgeçtik; sadece faturaları, kredi kartlarını nasıl ödeyecegiz diye konuşmaktan donuklaştık. Tek yaşam amacımız para oldu, oysa sadece araç olmalıydı… Hayal ettiğimiz işlerin arkasında gitmektense bize çok kazandıracağına inandırıldığımız, ruhumuza yaramayan sıkıcı, işlerde takılıp kaldık.

Bizim mantığımızın anlamadığı aslında şu; o kadar kaynağımızdan uzaktayız ki, herşeyi kendimizin kontrol ettiğini zannediyoruz… Siz hiç deneyimlemediniz mi, bazen işte herşeyi doğru yapmamıza rağmen müsterimizi veya anlaşmayı kaybederiz;bazen de herşey müthiş ters gitmiştir ama o anlaşma bizle kalmıştır…

Biz enerjiye tutundukça o bizden kaçacaktır… Formül ise istemek, elinden geleni yapmak, inanmak ve serbest bırakmaktır…

Hiç bir şeyi kovalamayalım… Zamanında herşey gelecektir bize… Elimizden geleni yapalım, çalışalım ama karşılığını Tanrı’dan isterken O’na zaman vermeyelim… ‘bugün istiyorum’ demeyelim… Herşey geliyor ama kendi zamanında….

Bugün yaşanılanın sadece dünün meyvesi olduğunu hatırlayalım. Belki şu anda meyvenin tadı acı geliyor ama biliyorsunuz, olgunlaşmamış bir meyveyi agaçtan alıp yediğimizde tadı acıdır. Şu an bize acı gelen bir durumumuz varsa belki de biz de bir olgunlaşma dönemindeyiz… Ve aynı meyve misali gibi, olgunlaşma sürecimizi tamamladığımızda, bizim de harika bir tadımız olacaktır…

Her anımızı değerlendirirken bu güne bakarak değerlendirmeyelim. Yaşamda herşey var. Herşey karşıtı ile beraber yaratılmış. Eğer dünyada hem ışık varsa hem de karanlık varsa, benim hayatımda da olmayacak mı? Ben evrenden daha mı üstünüm?

Amaç o karanlıkta iken bile karanlığın içindeki ışığı görebilmek…. Karanlık mutlaka olacak. Ama aydınlığı görebilmek, yaşadığım acının bir olgunlaşma süreci olduğunu kavrayabilmek, kontrolü bırakmak, parayı kovalamamak, teslim olmak benim elimde….

En güzeli ise çok da bir şey yapmamıza gerek yok aslında. Kaynağımıza-Evrene bağlandığımızda, o an elimizdeki ile mutlu olduğumuzda, yaşam rast gitmeye başlıyor, para da gelmeye başlıyor.

Herşey mantığın ötesinde…

Ama unutmayalım. Anahtar ‘ben’im.

Gereken, Evren’e/Tanrı’ya mantığımızın ötesinde inanmak…