Rutinden Çıkmak

Yaşamı farkındalıkla yaşamalıyız aslında, otomatiğe bağlamadan, her anın farkında olarak… Çoğu zaman beceremiyoruz… Beynimiz o kadar dolu ki…

Düşüncelerimiz, endişelerimiz, gelecek ile ilgili senaryolarımız, geçmiş ile ilgili tekrarlarımız bizi şimdiden ayırıyor ve beden otomatikte devam ediyor. Bazen nasıl işe vardığımızı bile anlamıyoruz, en son hatırladığımız evden çıkıp arabaya bindiğimiz oluyor… Bazen de kapıyı kilitleyip kilitlemediğimizi, ocağı kapatıp kapatmadığımızı hatırlayamıyoruz ancak kontrol ettiğimizde kapının kilitlenmiş , ocağın kapatılmış olduğunu görüyoruz. Ne anahtarları ne zaman kullandığımızı hatırlıyoruz, ne de ocağı ne zaman söndürdüğümüzü….

Varızdır ama yokuzdur aslında o süreçlerde… Rutinleşmiştir yaşamımız bir şekilde.  Beden ordadır, bedenin bilinci de ordadır ancak ruhumuz, yaşam kaynağımız, düşüncelerimizin var olduğu noktadadır ve ordaki ‘an’a enerji verip geleceğimizi çiziyordur… Geçmişteki problemdeysek, o problemi; gelecekteki endişedeysek o endişeyi yarına ekiyordur ruhumuz… Beden ise her gün yaptığını yapmaya devam ediyordur…

Ruh ile beden bir olduğunda, düşüncelerimiz yaşadığımız anda olduğunda, şimdiyi farkındalıkla yaşayabilir, geçmişi kurcalamayı bırakır, geleceği açık yüreklilikle bekleriz. Bu şekilde her hareketin, her konuşmanın, sesin, kokunun, dokunuşun farkında oluruz. Ruh-beden bir olabildiği için ‘an’da mutluluğa dokunuruz ve bu duyguyu, mutluluğu geleceğe transfer ederiz…

Bu enerji seviyesinde varolduğumuz zaman her gün aynı eylemleri yapsak bile, rutinde hissetmeyiz kendimizi. Sürekli aynı yoldan geçsek bile etrafımızdaki doğa, insanlar, konuşmalar sürekli değişmektedir, her günün bize getirdiği ayrıdır…. Değişimi algılamaya başlarız. Etrafımızda farklılık yaratmaya başlarız…

Bazen ise bu rutini kırmak pek de o kadar kolay olmaz. O kadar dalmışızdır ki tek düzene, nasıl çıkacağımızı ve nasıl farkındalığa geçeceğimizi bilemeyiz. Hatta kendimizi güvende de hissederiz rutinimizde. Ama maalesef bilinçsizce rutinde olmak, ruhumuzun en büyük düşmanı… Beyinimizi uykuya soktuğu gibi ruhumuzu da daraltır. Kendimizi bu durumda bulduğumuz zaman rutini kırmamız lazım. İşe giderken daha uzun sürse de farklı bir yoldan gitmek, uzun zamandır ertelediğimiz seyahate gitmek, yepyeni bir hobi edinmek, alışveriş yaptığımız yeri değiştirmek, ev değiştirmek, araba değiştirmek, şehir değiştirmek, iş değiştirmek rutini kırmak için sadece bazıları… Liste o kadar uzun ki… Herkes kendi rutinini kırmak için ne yapması gerektiğini zaten aslında içinden biliyordur.

Rutini kırarak yaşama tekrar uyanırız. Uyanık yaşamak, farkındalıkta varolmak ise en büyük mutluluk. Dikkatli olmamız gereken ise rutini kırarken yaptığımız değişimlerin de zamanla tekrar tekdüzeleşmemesi. İnsan hayatı boyunca rutini kırmak için sürekli yer, mekan değiştiremez tabii ki. Dolayısıyla asıl amaç farkındalığımızı yükseltip ‘an’da yaşayabilmek…

Yaşama uyanıp, rutinden uzaklaşarak tüm benlerimizle şimdi de hep beraber var olalım.