Yaşam Tablosu

Yaşamda sadece ‘ben’ varım. Etrafımda varolan herşey, yaşanan her olay ‘benim’ gelişmem için; ‘ben’ tarafından senaryolanmış bir yaşam filmi.

Düşüncelerim, isteklerim ve bugünkü ben, yarınımı çiziyor ve yaşam tablom her an yenileniyor, yeni çizimlerle doluyor, boyanıyor.

Ben geliştikçe yaşam tablomda daha güzel şekiller ve renkler oluşmaya başlıyor. Yerimde sayıp aynı düşünce tarzında kaldıkça tablomda aynı şekiller kendini tekrarlıyor.

Değişim diyoruz. Dönüşümden bahsediyoruz. Farklı davranmaya çalışıyoruz hayatımızda tekrarlanan senaryolarda. Ama çoğumuz kabukta farklılık yaratmaya çalışıyoruz. Değişim dönüşüm içten olmalı. Degişimi kökünden yakalamalı, ‘bana’ yaramayanı kökü ne kadar zor olsa bile çekip cıkarmalı ve yeni tohumlar ekmeliyiz kendimize…

Örneğin sürekli kendimi saygız ortamlarda buluyor olabilirim, karşıma çıkan garsondan, taksi şoforune kadar herkes bana ters konuşuyor olabilir veya evde ailemden biri benim saygı sınırımı zorluyor olabilir. Genelde ilk tepkim ‘Onlar bana nasıl boyle konuşabilirler!’ olur. ‘O kim ki… O kendini ne zannediyor?? Oh simdi agzının payını verdim!,’ diye karşımdaki herkesi suçlamaya başlarım ve cogu zaman son sözü söyleyerek duruma çözüm getirdiğimi zannederim. Ancak bu durum mutlaka kendini tekrarlayacaktır. Çünkü olaydaki mesajı almayı reddettim. Zira çok geçmeden yoldan geçen birisi öyle bir laf atar ki kendimi agız dalaşında bulurum yine veya sinirimden ne yapacağımızı bilemem ve tekrar döngüsünde bulurum kendimi…

Veya belki güven problemim vardır. Etrafımda sürekli bana güvenmeyen insanlar vardır. Söylediklerimi ciddiye almayan, yaptım dediklerime inanmayanlar. Yine aile bireylerim sınırlarımı zorluyor olabilirler, belki iş arkadaşlarım da bana güvenmediklerinden beni projelerde aralarına almıyorlardır… Belki de yaşam arkadaşım onu aldattığımı düşünyordur ve sadakatime güvenmiyordur…

Tüm bu yaşadıklarım bana derinden seslenen ruhumun sesi aslında… Ben kendime saygı duyuyor muyum? Karşıma çıkan herkese saygı duyuyor muyum? Olmayı seçtikleri insan oldukları için onları kabul ediyor muyum? Veya hayalimdeki insan olmadığım zamanlarda da kendimi kabul edip kendime saygı duyuyor muyum? Ya da ben kendime güven duyuyor muyum? Karşımdakilere gerçekten güveniyor muyum?

Hayatımda yarattığım tüm bu senaryoların sonucunda uyanmamı istiyor ruhum, yaşam kaynağım… Ve uyanabilmem için, hatta sadece bir konuda gelişebilmem için yaşamın bana ne kadar fırsat tanıdığını görebiliyor muyuz? Yoksa kendimizi kurban mı yapıyoruz?

Tüm bu senaryolar yaşamımızdan kaybolabilir aslında… Biz düşünce sistemimizi değiştirdiğimiz zaman, kökünden değişim yaratabildiğimiz zaman yaşam tablomuzda farklı resimler yer almaya başlayacaktır. Saygı duymayan insanlar yaşamımızdan kendiliğinden çıkacaklardır veya onlar da bir değişimden geçeceklerdir…

Evren öylesine muhteşem bir dengede ki, bize herşey veriliyor… Biz de alabilmek için gerekli kanalı oluşturabilmeliyiz. Biz dönüştükçe yaşam senaryolarımız daha da farklılaşacak, daha da güzelleşecek…

Spiritüel çalışmanın en güzel tarafı her an Evrene sonsuz güvende olabilmek. Değişim için, yaşananın, dünkü ben tarafından yaratılmış olduğunu anlayabilmek, ruhumun gelişebilmesi ve tablomdaki resmin degisebilmesi için anahtarın bugunku bende oldugunu kabul edebilmek gerekir… Ancak sadece istemek ve düşünmek yetmez değişim için. Harekete geçmek, emek harcamak gerekir düşüncelerimizi değiştirebilmek için.

Değişimi arzuladığımız zaman Evren bize hemen yardım edecektir ve önümüze mesajlar çıkaracaktır. Onları dinlemek, takip etmek sadece yolun başlangıcı arkasından emek gelmeli, tembellikten uzak durmalı ve her yaşanandan gelen mesajı sevgiyle almalıyız.

Vazgeçmeyelim. Kendmizi sabote etmeyelim. Yaşamın dizginlerini ele alalım…

Unutmayalım. Yaşamda sadece ‘ben’ var ve o ‘ben’ en iyisine, en güzeline, en bereketlisine, en müthişine layık…