Yüzde Yüz

Bazen yaşam takılır. Herşey zorla gitmeye başlar. Sürekli bir duraklama başlar insanın hayatında. Sanki görünmez engeller vardır yaşam yolumuzda.

Bu tıkanıklık kendini heryerde göstermeye başlar. Trafikte birden kırmızı ışıkların fazlalaştığını görürürüz veya önümüze sürekli bizi bloke eden vasıtalar çıkmaya başlar. Telefonumuz donar, hat düşmeye başlar devamlı veya evdeki makinalar bozulmaya başlar arka arkaya.

Genelde böyle zamanlarda trafiğe laf ederiz, telefona kızarız, bozulan makinalara takılırız. Oysa anlamadığımız, tüm o aksaklıkların bizim enerjimizden olduğudur… Biz takıldık ya yaşamda, biraz koptuk ya kaynağımızdan, Evren’de bize yaşadığımızı fizikselde gösteriyor. Amaç bizi daha da sefil hale getirmek değil, tam tersine kendi dengemizden uzaklaştığımızı bize gösterip, bizim tekrar Evrenle bağlantıya girmemizi sağlamak.

Biz ama genelde fiiziksele o kadar takılırız ki, Evrenin-bağlantının ne olduğunu bile unuturuz o an… Sadece çamaşır makinası bozulduğu için çamaşırları ne yapacağımızı veya araba bozulduğu için gideceğimiz yere nasıl gideceğimizi çok büyük sorun haline getiririz…

Bir de problemleri büyüterek paylaşmayı severiz nedense… ‘Ahh bana neler oldu’ durumuna sokarız kendimizi ve kurban rolüne bürünürüz…

Bunu yaparız çünkü negatif enerjiden beslenmeyi severiz aslında…

Ama tüm bu negatif davranışımızın tam aksine aslında tek istediğimiz mutlu olmak, sorunsuz, dertsiz bir yaşam sürdürmektir.

Aslında bazen böyle de yaşarız. Hayat harikadır. Herşey hayalimizdeki gibi düzeninde ve problemsizdir. Mutlu oluruz. İçmiz içimize sığmaz… İşte o anda, bir sükür duygusu gelir ve sıcacık bir teşekkür çıkar iki dudağımızın arasından Evren’e doğru…

Bu şükür anını devam ettirebilmek için yaşamda herşeyimizin tam olmasını isteriz ama. Öyle daha azına razı olmayız… Herşey yüzde yüz tıkırında değilse bir sıkıntı kaplamaya başlar içimizi tekrar…

Maalesef şükran duygumuzu ancak hayatımızda herşey iyi gittiği zaman aktive ederiz. Tek bir problemde şükran duygumuz kendini şükransızlığa bırakır.

Birden, az önce süper anlaştığımız Tanrı/Evren düşmanımız haline geliverir… ‘Ah ben ne yaptım da bana bunu da verdin’

Öncelikle kim verdi ve neyi verdi?

Bir engel gelmiş yaşamımıza, bir deneyim yaşamamız gerekiyor… Zamanı gelmiş, vurmuş kapımızı… Kolay mı bir engelden geçmek? Tabii ki değil, hiç birimiz için kolay değil…

Ama bir engel tüm nimetlerimizin üzerine çıkmasın artık. İzin vermeyelim…

İsyana başlamayalım bu sefer ve ilerideki seferlerde…

Negatife kanalize olmayalım. Hatayı değil, tedaviyi görmeye odaklanalım…

Tüm sahip olduklarımıza şükretmeye her an devam edelim…

Bu bakış açısını içselleştirelim…

Sorunsuz bir hayat mümkün değil ama her an mutlu olmak mümkün…

Bize verilenle her an mutlu olmayı seçebiliriz…

Yüzde yüzün tamam olmasını beklemeyelim, yüzde doksan dokuz da yetsin bize, daha azı da…

Ertelemeyelim mutluluğu…

Şu anda neredeysek ve saat kaçsa mutlu olmayı seçelim.

MUTLU