İki Yol

Maddeye böylesine bağlı yaşadığımız dünyamızda, tatminsizlik almış başını gidiyor. Mükemmeliyetçiler, daha da kusursuz bir dünya ararken, para kazananlar ne pahasına olursa olsun daha çok kazanmaya, eğlenmeye meraklılar da daha çok eğlenmeye koşuyor. Hiç bir şey yetmiyor. En son model araba bile bir sene sonra tatminsizlik yaratıyor…

Hepimiz kaynağımızdan uzaklaştık. Zaman zaman etrafımızdaki kaos ile içimize dönüp, ruhumuzu duymaya çalışıyoruz. Bu süreçte ruhumuza iyi gelenleri yapmaya başlıyor, toparlanıp kendimizi dinlemeye başlıyoruz.  Ama bir süre sonra bizi zorlayan kaos yok olunca, bedenimizin sesi ruhumuzun sesini bastırıyor ve tekrar zevk, ihtiras ve kazanma peşine düşüyoruz… Ta ki diğer kaosa kadar.

Kaostan kaçmak icin uzaklaşayım, dağlara, aşramlara gidip kendimi etraftan çekeyim, hermit olayım diye düşünüyorsanız, bunun hiç bir yararı yok. Sadece bir süreliğine hayattan kaçmış oluyorsunuz ve geri geldiğinizde de aynı kaoslar sizi heyecanla bekliyor oluyor.

Çok korktuğumuz, bizi rahatsız eden ve hiç sevmediğimiz kaoslarımız, bize kaynağımızdan ne kadar uzaklaştığımızı bağıran yaşam oyunları adeta.

Biz de bu oyunu doğru oynamayı öğrenmeliyiz. Kaos kapımızı çaldığında, onu hayatımızın tek konusu yaparak, nasıl ve neden bu kasoun icine düştüm, ben hakketmiyorum, çıkışı yok, tünel cok karanlık gibi düşüncelerden uzaklaşmalıyız. Bu tür tutumlar bizi sadece kaosa daha da sıkı bağlar.

Her kaos geçecektir, öyle ya da böyle… Bizim kontrolümüzde olan kaosun ne kadar acıyla geçeceğidir.

Kaostan geçmenin iki yolu vardır. Ya kendimize acıyarak kurban olmayı seçer, depresif oluruz ya da gelen kaosu kabullenerek kaynağımızdan ne kadar uzaklastığımızın bilincine vararak kendi kutumuzdan dışarı çıkıp ne pahasına olursa olsun diğerlerine yardım etmeye başlarız.

Diğerlerine karşılıksız yardım eli uzattığımızda, canımız istememesine rağmen kendimizi kabuğumuzdan çıkmaya zorladığımızda kaosu deleriz. Kişi diğerlerine yardım ettikçe kendini bütün hissetmeye başlayacak, kaynağına dokunacak ve Evren de o kişiye yardım edebilmek için mucizeler yaratacaktır.

Madde yaşamı ruhu tatmin etmez. Ne son model araba, ne büyük bir ev, ne de seyahatler insana yetmez eğer kişi kaynağına bağlı değilse. Sadece dağlarda yaşamak da bedenine iyi gelmez kişinin. En ideali madde ile maneviyat arasındaki dengeyi yakalayabilmek yaşamda.

Sonuçta bir gece önce gittiğimiz partide hissettiğimiz mutluluğu bir iki gün içinde unuturuz ama karşıdan karşıya geçmekte zorlanan yaşlı bir insana yardım ettiğimizde ruhumuzun hissettiği coşku sonsuza dek bizimle kalır.