Yaşamdaki Mucizeler

Cogumuz mucizelere inaniriz. Yasamda  mucize bekledigimiz, veya mucize icin dua ettigimiz zamanlar coktur. Kutsal kitaplardaki gibi buyuk mucizler bekleriz. Denizin yarilmasi gibi. Veya bazilarimiz kant isterler, mucize cikinca karsima o zaman inanacagim, yapacagim derler.

Ancak mucizeler yaşamımızın her anında daim. Yaşadığımız karşılaşmalar, insanlar, olayların icinde her zaman bir mucize yatmakta. Tanıdıktan gelen bir haber, beklenmedik bir anda ulasan bir odeme, ortak bir tanıdığın getirdiği imkanlar, sag taraftan gideceğimize sol taraftan gitmeyi seçtiğimizde karşımıza çıkan beklenmedik kişiler, mekanlar, son dakika yakalanan otobüsler, eve vardığımızda başlayan yağmur, yağmur başladığında karşımıza çıkan şemsiyeci satıcıları vs… Yaşamda hersey olması gerektiği gibi olmakta ve bizler seçtiğimiz yollarda sürekli evrenden destek almaktayız.  Yaşamı bir tabloya benzetirsek eğer, yaşadığımız o an tablonun sadece bir köşesidir ve tüm resmi görene kadar onun ne oldugunu anlamamız mümkün degildir.

Bugun bize çok kötü gelen olaylar zinciri belki de yaşamımızda kendi gelişimimiz icin yaşayacağımız en gerekli ve en önemli olaylardır. Kötü-iyi ayırımı aslında yoktur. Varolan sadece deneyimlerimiz ve onları nasıl karşılayıp, nasıl yaşayıp taşıdığımızdır. Yaşamın her anında özgür seçimle istediğimiz ortamdan sıyrılabilme imkanımız vardır aslında. Ancak neden-sonuç sistemi uzerine kurulu dünyada tabii ki sıyrılmanın karşılığı da olacaktır. Aynı durumda kalmayı seçtiğimiz sürece yaşadığımız sonuç her ne kadar zor olsa da , bildik ve tanıdık bir sonuçtur. Ancak farklı yolları seçtiğimizde yaşayacağımız sonuçlar yabancıdır ve  belirsizdir. Ve belirsizlik insanların en zor çok zorlandığı süreçlerden biridir.

Yaşam akıp gidiyor. Yaş aldıkça nedense yaşam daha da hızlanıyor. Yaşamımız içinde yaptığımız değişimlerle beraber yapamadığımız değişimleri de taşıyoruz sırtımızda, hep bir soruyla: “Acaba bunu farkli yapsaydım daha mı iyi olurdu?”  Ancak bu asla cevabını bilemediğimiz ve insanı geçmişe gömmekten başka hiç bir görevi olmayan bir soru. Yaşanan yaşanmıştır ve geçmişi  geçmişe dönerek değiştirmemiz imkansızdır.

Olası olan bugünü değiştirebilmektir. Bugün yapacağımız değişimle –eğer istiyorsak- hayatımızın kontrolünü elimize alabilir ve içimizden gelen sesi dinleyerek farklı bir adım atabiliriz… Bu yeni adımın sonuclarını kimse önceden bilemez. Yarın var olup var olmayacağımızı bilmedigimiz bir dünyada yaşıyoruz. Yaşarken Tanrı’ya-Evrene güvenebilmek, seçimlerimizin en doğru seçimler olduguna inanarak ve içimizle bağlanarak yaşayabilmek için çalışmalıyız.

Yaşam kolay değil çoğumuz için. Zaten anlaşılan çok kolay olması için de dizayn edilmemiş. Deneyimlerimizle öğrenmemiz, kırıldıkça daha iyi tamir olmamiz, herseye ragmen sevgiyi yaşayabilmemiz, daha kutsal ve daha saf olabilmemiz, karanlığın içindeki aydınlığı yakalayabilmemiz için hediye edilmiş yaşam bize…

Bu yolculukta büyük mucizeler beklemeye değil, yaşantımızın her an içinde var olan mucizelere konsantre olmaya davet ediyorum herkesi. Her gün güneşin doğması,  hepimizin ölümden kalkar misali yeni güne başlamamız yaşamdaki en önemli mucizeler aslında.

Her anımızı sevgiyle kabul ettiğimiz, mucizelerin farkına vardığımız  yaşamımızda, aydınlıkta hep beraber varolmak üzere…