Türkçe, Yaşam Koçluğu

Cenneti Yaşamak

“ Bir gün cennet ve cehennemi merak eden bir kişi Tanrı’ya gider ve ‘Lütfen bana cennet ve cehennemi gösterir misin?’ der. Tanrı ona iki tane kapı gösterir. İlk kapıdan giren adam, içeride bir masa, masanın ortasında büyük bir kapta ağız sulandıran bir çorba ve etrafında zayıf, aç, soluk yüzlü insanlar görür. Biraz daha seyredince hepsinin elinde uzun saplı birer kaşık olduğunu fark eder. İnsanlar kaşıkla kaptan çorba alabiliyorlardır ancak kaşığın sapı uzun olduğu için bir türlü çorbayı içemiyorlar ve sonuçta aç kalıyorlardır…

Daha sonra ikinci kapıyı açar. İçerde yine bir masa, masada ağız sulandıran bir çorba, herkesin elinde uzun saplı birer kaşık… Ancak burada herkes mutlu, sağlıklı ve neşeli… Biraz seyredince insanların uzun kaşıkla çorba aldıklarını ve kaşığı karşılarında oturan kişilere içmeleri için uzattıklarını görür. Herkes birbirine çorba verdiğinden, her biri tok ve mutludur…

Adam Tanrı’nın sesini duyar… ‘İşte, ilk kapıdan içeriye girdiğinde gördüğün cehennem çünkü oradaki herkes sadece kendini düşünüyor, maalesef bencillikten paylaşmak akıllarına bile gelmiyor ve aç kalıyorlar , ikinci gördüğün yer ise cennet çünkü herkes diğerini düşünüyor, paylaşıyor ve doyuyorlar.”

Yazari bilinmiyor

Paylaşmak… Vermek… Kendini düşünmeden karşındakinin ihtiyacını gidermeye çalışmak… Ne kadar muazzam… Paylaşım, içinde o kadar çok erdem kapsıyor ki…

Konumuz olan paylaşım sadece ‘bende fazla var, dolayısıyla verebilirim’ paylaşımı değil… Konumuz, ‘bende var mı yok mu önemli değil, hatta bende verebilecek bir şey yok ama karşımdakinin ihtiyacı var, ben vereceğim’ paylaşımı…

Bu şekilde verebilmek için karşımızdakini kayıtsız şartsız seviyor olmalıyız… Yargılamadan… Hiç bir şekilde…

Karşımıza çıkan insanın paraya ihtiyacı varsa, paramızı,  zamana ihtiyacı varsa zamanımızı, fikre ihtiyacı varsa fikrimizi içtenlikle paylaşabilmek önemli… Karşımdaki buna layık mi, değil mi diye düşünmeden…

Ancak egomuz, mantığımız çok çabuk araya girebilir. Ödenecek faturamızı, kısıtlı zamanımızı, kendi bildiklerimizi kendimize saklamamız gerektiğini fısıldayabilir bize… ve duraklayabiliriz. Ya da ‘müstahak o yaşadıklarına, eskiden yaptıklarını yapmasaydı’ diye düşünüp bir anda sırtımızı dönebiliriz karşımızdakine… Aslında o anda paylaşmamakla tek yaptığımız kendi enerjimizde tıkanıklık yaratmaktır.

Ama eğer paylaşmayı seçiyorsak… Öyle bir bereket gelir ki bize… Mümkün olmayan olası olur birden… Zamanı kısıtlıyken zamanını paylaşan kişi o günün uzadığını deneyimleyecektir… Faturası olan kişi, beklemediği bir sipariş alacaktır, belki de çekmecesine bir zamanlar saklayıp unuttuğu parayı bulacaktır…

Hayatımızı kendi gözlüklerimizle seyrettiğimizde, sadece yaşadığımız anın tablosuna baktığımızda bir çok şey imkansız görünebilir ancak paylaşım ve yaşama teslimiyet ile mucizeler her an kapımızda…

Kendimizi düşünmeden, yalnız paylaşmak için paylaştığımızda, Tanrı’nın bize akan Işığını karşımızdakine transfer eder, akıtırız. Biz akıttıkça, Evrene bağlı olduğumuz kanalımızda yer açılır ve daha çok enerji çekebilir ve yaşamımızda bereket yaratabiliriz… Aynı bir su hortumu gibi… Çeşme açıktır, hortumda düğüm, bükülme olmadığı sürece su sürekli gelmeye devam eder kaynaktan… Biz de paylaştıkça kaynağımızdan devamlı enerji çekeriz; dolayısıyla verdikçe elimizdekiler asla azalmaz, tam tersine çoğalır…

Paylaşmak her zorlu durumun ilacı da aynı zamanda… Kendinizi kötü mü hissediyorsunuz, moraliniz mi bozuk, yardıma gidin birine, para bağışlayın, hasta ziyaretine gidin… Paylaşmayı seçin, enerjinizin yükselmeye başladığını hissedeceksiniz…

Yaşam bizim mantığımızın çok daha ötesinde…

Herbirimiz evrene yansıttığımızı deneyimliyoruz yaşamımızda. Acıdan, felaketten beslenen kişiler gazeteyi açtıklarında başka haber okuyorlar, mutluluktan beslenen kişiler ise bambaşka haber okuyorlar…  Aynı mekanda aynı masada oturan iki kişi bile etrafına baktığında farklı senaryolar görebilir. Biri aşık iki kişinin birlikteliğini görürken, diğerinin gözü garsonla kavga eden bir müşteriye takılabilir…

Paylaşmayı, vermeyi seçelim. Evrene yansıtacaklarımız ne kadar güzel olur o zaman… Evren de bize aynı şekilde cevap verir… Işte o zaman dünya üzerinde cenneti yaşamaya başlarız…